Posted by: admin on: Haziran 27, 2009
Posted by: admin on: Mart 13, 2009
zırt pırt yanıma gelip nasıl gittiğini sorun. Korkunç faydalı oluyor. Daha iyisi
arkamda dikilip bana nasıl yapacağımı söyleyip durun.
lütfen onu bir sır gibi saklayın. Maazallah bir duyulursa
terfi ya da ödül alırım!
herkeslere anlatın. Beceriksizin biri olduğumu herkesin bilmesi elbette ki çok doğal.
son ana kadar bekleyin. Yararlı bilgilerle yarım aklımı bulandırmadığınız için size minnettarım.
üstün zekamla kim olduklarını şıp diye çıkaracağımı biliyorsunuz ya!
bu kadar iyi bir yönetici olduğunuz için aldığınız ikramiyeden ne çok vergi ödemek zorunda kaldığınız hakkındaki öyküyü özellikle seviyorum.
nasıl çalışmam gerektiğini o zaman açıklayın. Ortalama bir sicil ve düşük bir artış bana yeter de artar bile. Nasılsa burada para için çalışmıyorum.Posted by: admin on: Mart 12, 2009
2009 yılında yaşamak
1. Şifrenizi yanlışlıkla mikro dalga fırınınıza girmeye çalışıyorsanız
2. Gerçek iskambil kâğıtlarıyla yıllardır fal bakmadığınızı fark ettiyseniz
3. 3 kişilik ailenize ait 15 adet telefon numaranız varsa
4. Yan masada çalışan arkadaşınıza e-mail gönderiyorsanız
5. Arkadaşlarını ve yakınlarını arayamama sebebin e-mail adreslerinin olmamasıysa
6. Alışverişten dönerken evinizde aldıklarınıza taşımaya yardım edecek birinin olup olmadığını anlamak için cep telefonunuzu kullanıyorsanız
7. Televizyondaki her reklâm, ekranın altında bir web adresi içeriyorsa
8. Hayatınızın ilk 20, 30 belki de 60 yılında sahip olmamanıza karşın, bugün evinizden cep telefonunuzu almadan çıkmak sizde paniğe yol açıyor ve almak için geri döndürüyorsa
10. Sabah uyandığınızda kahvaltıdan önce online oluyorsanız
11. Gülümserken başınızı yana yatırıyorsanız
12. Bu yazıyı okuyorsanız, başınızı sallıyor ve gülümsüyorsanız
13. Daha da kötüsü, bu maili kimlere forward edeceğinizi şimdiden biliyorsanız
14. Listede 9. maddenin olmadığını fark edemeyecek kadar meşgulseniz
15. Yukarı çıkıp listede 9. madenin olup olmadığını kontrol ettiyseniz
ve şu an kendi kendinize gülüyorsanız
2009 Yılında yaşıyorsunuz demektir.
Haydi, bu mesajı arkadaşlarına yolla. Bunu istediğini biliyorsu..
Posted by: admin on: Ocak 21, 2009
PARA KONUŞUR!
Yıl 1995. Basıldık. Banknot olarak pırıl pırılız, cillop gibiyiz. Yeniyiz, heyecanlıyız, havamız da büyük. Piyasa ilk kez bir milyonluk görücek, kolay değil. Nereye dağıtılıcaz, görev yerimiz neresi olacak diye meraktan ölüyoruz.
Beni önce merkeze aldılar. Merkez Bankası’na gittim. Sonra bi sürü arkadaşımla birlikte, teşvik kredisi olarak bir işadamına verildik. İhracatta kullanıcak, memlekete hizmetimiz olucak diye beklerken, önce beni rulo yapıp kokain çekti, sonra da bi gece kulübünde garsona bahşiş olarak verdi. Aygır derisi cüzdandan, dandik bi kotun arka cebine gitmek koydu tabii.
Sonra sırasıyla bi ganyan bayiine, şarküteri kasasına, Madam Manukyan’a, istikbal Yaylı Yatakları müessesesine, hamburgerciye, bi tavernada dansözün göğsüne, haraç olarak bitirim lavuğun tekine, taksiciye, Milli Piyangocuya, Eyüp Sabri Tuncer kolonyaları kurumuna, stadyum gişesine ve bir futbolcunun cebine girdim. Kebapçıya geldiğimde çok yıpranmıştım. Bu yetmiyormuş gibi, kebapçının, askerden izne gelen sinirli oğlu, üstüme “Şafak 340. Eşanjörden Hidayet” yazdı.Ne haysiyetim kaldı, ne değerim. Elalemin bir dolarına eşitim yahu. Yıllarca oradan oraya süründük, yakında ekmek fiyatı olucaz. Üstelik 20 milyonluklar da çıktı, artık bi anlamım yok. Dünyanın en değersiz 3. parasıyım.
Çekin beni piyasadan, götürün. Arkamdaki baraj resminde keder, içimden geçen telde hüzün. Altı sıfırımın altısını da atın, yırtın beni yırtın. Ölmem mi, beni masa camının altına koyun!
Bir devlet memuruna rüşvet olarak verildiğim gün ölmek istedim. Ama emir birimisin, elinden bi şey gelmiyo ki. Memur, yine de iyi adammış, yırtılmak üzereyken bantladı beni.
O zaman henüz Türklere kapalı değildi kumarhaneler, 100 jeton karşılığı kasaya girdim. Orada çok zorlandım, ne kadar görmüş geçirmiş, ipten kazıktan kurtulmuş para varsa ordaydı. Kimisi para bile değildi, sahteydi. Bazılarının da üstündeki Atatürk resmine kurt bıyığı yapılmıştı. Neyse bizi toplu halde bi yere götürüp akladılar. Yakalanıcaz diye ödüm koptu. Ben karalanıp aklanmak için değil, ekonomiye bi miktar katkımız olsun diye yaşıyodum. Yine ölmek isledim.
Elden ele geze geze alemin kaşan olmuştum. Bi süre Didem adlı bi travestide kaldım. Hatta o süre içinde, kebapçının oğlu Hidayet, Didem’e müşteri olarak geldi. Askerliğini bitirmiş hıyar. Didem beni gazete bayiine verip tuhaf isimli dergiler aldı. Oradan sinema gişesine, oradan da bi barın kasasına girdim.
Barmen çocuğun hünerli ellerinde ikinci operasyonumu geçirdim. Çapraz bantladı. Sağlığıma kavuştum. Fakat beni bi votka bardağının altında unuttu! Bi süre hiç arayan soran olmadı. Sonra birisi alıp çorbacıya verdi.
Tekrar arka cepteydim. Pantolon yıkanırken bile. Kuruduğumda rengim solmuş, Michael Jackson gibi acıkmıştım. Boğaz Köprüsü’nden geçerken gişeye verdiler. Merkez Bankası’na dönüş yaptım.
Hayatımdaki çete süreci böyle başladı. Bir politikacıya oradan bir aşiret reisine ve daha sonra da bi kahramanın iç cebine yerleştim.
Uyuşturucu kuryesine ödendiğim gün, sadece ölmek değil, paramparça olmak istiyordum. Ahım tuttu, herif cüzdanını düşürdü, biz rüzgârda dağıldık, ben bir çalıya takıldım kaldım.
Posted by: admin on: Aralık 4, 2008
“yürüyüş yaparken zıplayıp tabelalara vuranların, evde gömlek, kravat ve süveterini çıkarmayıp sadece altına pijama giyenlerin, gazetelerdeki insan fotoğraflarına türlü çeşitli bıyıklar çizenlerin hikayesi…
”kopya kişinin kıldığı namaz geçerli midir?” diye soranların, uzaylı görünce taş atanların, işkembe-kokoreç yasaklanır diye ab’den soğuyanların, yeni dökülmüş betona imza atanların hikayesi…
haftasonu ödevini pazar akşamına sıtıştıranların, bi arkadaşa bakıp çıkanların, duvarlarına geyikli halılar asanların, cep mesajından destan düzenlerin hikayesi…
adaleti mafya tezgahlarında arayanların, susurluk’tan sadece ayran çağrışımı çıkaranların, mermi manyağı yapanların/yapılanların, her şeye ülkücü ad bulanların hikayesi…
otobüste cam kenarında oturan, akşamüstü hüzne dalan, aziz nesin’e rakı kadehiyle rahmet okuyanların hikayesi…
her şeye ama her şeye alaturka bir tını verenlerin hikayesi…
işte bizim türk insanının hikayesi…
“vedat özdemiroğlu” “selam dünyalı ben türküm”
Posted by: admin on: Ekim 21, 2008
Posted by: admin on: Ekim 21, 2008
Posted by: admin on: Ekim 21, 2008
cogunlukla ekonomik cikar ugruna usulsuz, yasadisi veya ahlak disi da olsa bazi olusumlara destek cikildi durumlar icin kullanilan bir atasozudur. secim donemleri icin bicilmis kaftandir. yine de sozu ne zaman duysam aklima gelen iki adet iri kıllı parmagin bir bal kavanozuna parmagini sokup cikartip yalamasidir. icim kalkar. (ç)alıntıdır itü sözlük
Posted by: admin on: Ekim 21, 2008
bal tutan parmak yalıyordu peki tutamayan ne yalıyordu. işte günlerdir kafamı meşkul eden soru buydu. uykusuz gecelerin çığlık çığlığa uyanışların, yersiz irkilişlerimin neydi sebebi. tabiki bu soruydu. karabasan gibi rüyalarıma giren bir kavanoz bal ve onu parmaklamaya çalışan onlarca parmak. sonunda bir sabah gözlerimi açtım ve bir ışık yandı. meğer sabah olmamış odayı aydınlatansa 4 adet 11 w lık avizenin lambaları… birden farkına vardım çisil ağlıyor…. neyse konuyu sapıtmayalım… neydi sorunun cevabı bal tutan parmak yalıyordu da tutamayan ne yalıyordu. sonunda işe gitmeden önce girdiğim wc de geldi aklıma….
evet evet orada.. bal tutan parmak yalıyordu. tutamayansa
saygılar….
Son Yorumlar