süleyman cengiz web sitesi

nedim zeper – aşkın adı

Posted by: admin on: Haziran 27, 2009

avucumda gül diye sakladım
dikenlerini
sen ne yaptın vicdansız yıktın
hayallerimi

bütün aşkın sevgin bu muydu
yaşananlar oyun kurgumuydu
benim aşkım sudanda duruydu beni anlamadın yar

sensiz bu aşk artık günahkar
sensiz geceler efkar

deli gibi sevdim de
uğruna can verdim de
aşkın adı bundan böyle
yalandır…

Olasılıksız

Posted by: admin on: Haziran 23, 2009

Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız. Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi? Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?

Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?

Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘OlasılıkSız’ tam size göre bir roman..

OLASILISKIZ… Son zamanlarda okuduğum en ilgi çekici kitaplardan biri..

Adam Fewer ın 2. kitabı empatiyi şuan okuyorum bitsin onun yorumunuda yaparım. :)

birde 3-4 ay kadar önce Alamut Kalesi isimli kitabı okudum yazarı Wladimir Bartol du sanıyorum :) bu kitapta çok sürükleyici hepinize kitap dolusu sevgiler…


çalışanın patronuna mektubu

Posted by: admin on: Mart 13, 2009

Sabahları bana asla iş vermeyip mutlaka çıkış saatine kadar bekleyin. Acil işler benim için her zaman zihin açıcıdır.

İş çok acilse zırt pırt yanıma gelip nasıl gittiğini sorun. Korkunç faydalı oluyor. Daha iyisi arkamda dikilip bana nasıl yapacağımı söyleyip durun.

Kimselere nereye gittiğinizi söylemeden ortadan kaybolun. Birisi sizi aradığında yanıt verebilmem için yaratıcılığımı kullanma fırsatı veriyor bana.

Bana birden fazla iş verdiğinizde hangisinin öncelikli olduğunu söylemeyin. Ben müneccimim.

İşten çıkmamı geciktirmek için elinizden geleni yapın. Bu ofisi seviyorum ve gerçekten gidecek başka bir yerim ve yapacak başka bir işim yok. Yaşamım tabii ki işimden ibaret.

Yaptığım bir iş hoşunuza giderse lütfen onu bir sır gibi saklayın. Maazallah bir duyulursa terfi ya da ödül alırım!

Yaptığım işi beğenmediğinizde herkeslere anlatın. Beceriksizin biri olduğumu herkesin bilmesi elbette ki çok doğal.

Bir işin yapılmasıyla ilgili özel bir isteğiniz varsa son ana kadar bekleyin. Yararlı bilgilerle yarım aklımı bulandırmadığınız için size minnettarım.

Birlikte olduğunuz insanlarla beni asla tanıştırmayın. Benim bir şey bilmeye hakkım yok. Şirket kast sisteminde ben son halkayım zaten. Daha sonra bu insanlara gönderme yaptığınızda üstün zekamla kim olduklarını şıp diye çıkaracağımı biliyorsunuz ya!

Bana tüm küçük sorunlarınızı anlatın. Başka kimsenin sorunu yok ve başkalarının daha kötü durumda olduğunu bilmek rahatlatıcı bir şey. Kendi hesabıma bu kadar iyi bir yönetici olduğunuz için aldığınız ikramiyeden ne çok vergi ödemek zorunda kaldığınız hakkındaki öyküyü özellikle seviyorum.

Yıllık değerlendirme ve sicil zamanı gelene kadar bekleyip nasıl çalışmam gerektiğini o zaman açıklayın. Ortalama bir sicil ve düşük bir artış bana yeter de artar bile. Nasılsa burada para için çalışmıyorum.

2009 yılında yaşamak

Posted by: admin on: Mart 12, 2009

2009 yılında yaşamak

1. Şifrenizi yanlışlıkla mikro dalga fırınınıza girmeye çalışıyorsanız

2. Gerçek iskambil kâğıtlarıyla yıllardır fal bakmadığınızı fark ettiyseniz

3. 3 kişilik ailenize ait 15 adet telefon numaranız varsa

4. Yan masada çalışan arkadaşınıza e-mail gönderiyorsanız

5. Arkadaşlarını ve yakınlarını arayamama sebebin e-mail adreslerinin olmamasıysa

6. Alışverişten dönerken evinizde aldıklarınıza taşımaya yardım edecek birinin olup olmadığını anlamak için cep telefonunuzu kullanıyorsanız

7. Televizyondaki her reklâm, ekranın altında bir web adresi içeriyorsa

8. Hayatınızın ilk 20, 30 belki de 60 yılında sahip olmamanıza karşın, bugün evinizden cep telefonunuzu almadan çıkmak sizde paniğe yol açıyor ve almak için geri döndürüyorsa

10. Sabah uyandığınızda kahvaltıdan önce online oluyorsanız

11. Gülümserken başınızı yana yatırıyorsanız :)

12. Bu yazıyı okuyorsanız, başınızı sallıyor ve gülümsüyorsanız

13. Daha da kötüsü, bu maili kimlere forward edeceğinizi şimdiden biliyorsanız

14. Listede 9. maddenin olmadığını fark edemeyecek kadar meşgulseniz

15. Yukarı çıkıp listede 9. madenin olup olmadığını kontrol ettiyseniz

ve şu an kendi kendinize gülüyorsanız

2009 Yılında yaşıyorsunuz demektir.

Haydi, bu mesajı arkadaşlarına yolla.  Bunu istediğini biliyorsu..

Etiketler: , , ,

paranın yaşadıkları

Posted by: admin on: Ocak 21, 2009

PARA KONUŞUR!

Yıl 1995. Basıldık. Banknot olarak pırıl pırılız, cillop gibiyiz. Yeniyiz, heyecanlıyız, havamız da büyük. Piyasa ilk kez bir milyonluk görücek, kolay değil. Nereye dağıtılıcaz, görev yerimiz neresi olacak diye meraktan ölüyoruz.
Beni önce merkeze aldılar. Merkez Bankası’na gittim. Sonra bi sürü arkadaşımla birlikte, teşvik kredisi olarak bir işadamına verildik. İhracatta kullanıcak, memlekete hizmetimiz olucak diye beklerken, önce beni rulo yapıp kokain çekti, sonra da bi gece kulübünde garsona bahşiş olarak verdi. Aygır derisi cüzdandan, dandik bi kotun arka cebine gitmek koydu tabii.
Sonra sırasıyla bi ganyan bayiine, şarküteri kasasına, Madam Manukyan’a, istikbal Yaylı Yatakları müessesesine, hamburgerciye, bi tavernada dansözün göğsüne, haraç olarak bitirim lavuğun tekine, taksiciye, Milli Piyangocuya, Eyüp Sabri Tuncer kolonyaları kurumuna, stadyum gişesine ve bir futbolcunun cebine girdim. Kebapçıya geldiğimde çok yıpranmıştım. Bu yetmiyormuş gibi, kebapçının, askerden izne gelen sinirli oğlu, üstüme “Şafak 340. Eşanjörden Hidayet” yazdı.Ne haysiyetim kaldı, ne değerim. Elalemin bir dolarına eşitim yahu. Yıllarca oradan oraya süründük, yakında ekmek fiyatı olucaz. Üstelik 20 milyonluklar da çıktı, artık bi anlamım yok. Dünyanın en değersiz 3. parasıyım.
Çekin beni piyasadan, götürün. Arkamdaki baraj resminde keder, içimden geçen telde hüzün. Altı sıfırımın altısını da atın, yırtın beni yırtın. Ölmem mi, beni masa camının altına koyun!
Bir devlet memuruna rüşvet olarak verildiğim gün ölmek istedim. Ama emir birimisin, elinden bi şey gelmiyo ki. Memur, yine de iyi adammış, yırtılmak üzereyken bantladı beni.
O zaman henüz Türklere kapalı değildi kumarhaneler, 100 jeton karşılığı kasaya girdim. Orada çok zorlandım, ne kadar görmüş geçirmiş, ipten kazıktan kurtulmuş para varsa ordaydı. Kimisi para bile değildi, sahteydi. Bazılarının da üstündeki Atatürk resmine kurt bıyığı yapılmıştı. Neyse bizi toplu halde bi yere götürüp akladılar. Yakalanıcaz diye ödüm koptu. Ben karalanıp aklanmak için değil, ekonomiye bi miktar katkımız olsun diye yaşıyodum. Yine ölmek isledim.
Elden ele geze geze alemin kaşan olmuştum. Bi süre Didem adlı bi travestide kaldım. Hatta o süre içinde, kebapçının oğlu Hidayet, Didem’e müşteri olarak geldi. Askerliğini bitirmiş hıyar. Didem beni gazete bayiine verip tuhaf isimli dergiler aldı. Oradan sinema gişesine, oradan da bi barın kasasına girdim.
Barmen çocuğun hünerli ellerinde ikinci operasyonumu geçirdim. Çapraz bantladı. Sağlığıma kavuştum. Fakat beni bi votka bardağının altında unuttu! Bi süre hiç arayan soran olmadı. Sonra birisi alıp çorbacıya verdi.
Tekrar arka cepteydim. Pantolon yıkanırken bile. Kuruduğumda rengim solmuş, Michael Jackson gibi acıkmıştım. Boğaz Köprüsü’nden geçerken gişeye verdiler. Merkez Bankası’na dönüş yaptım.
Hayatımdaki çete süreci böyle başladı. Bir politikacıya oradan bir aşiret reisine ve daha sonra da bi kahramanın iç cebine yerleştim.
Uyuşturucu kuryesine ödendiğim gün, sadece ölmek değil, paramparça olmak istiyordum. Ahım tuttu, herif cüzdanını düşürdü, biz rüzgârda dağıldık, ben bir çalıya takıldım kaldım.

Etiketler: ,

işte bizim hikayemiz

Posted by: admin on: Aralık 4, 2008

“yürüyüş yaparken zıplayıp tabelalara vuranların, evde gömlek, kravat ve süveterini çıkarmayıp sadece altına pijama giyenlerin, gazetelerdeki insan fotoğraflarına türlü çeşitli bıyıklar çizenlerin hikayesi…

”kopya kişinin kıldığı namaz geçerli midir?” diye soranların, uzaylı görünce taş atanların, işkembe-kokoreç yasaklanır diye ab’den soğuyanların, yeni dökülmüş betona imza atanların hikayesi…

haftasonu ödevini pazar akşamına sıtıştıranların, bi arkadaşa bakıp çıkanların, duvarlarına geyikli halılar asanların, cep mesajından destan düzenlerin hikayesi…

adaleti mafya tezgahlarında arayanların, susurluk’tan sadece ayran çağrışımı çıkaranların, mermi manyağı yapanların/yapılanların, her şeye ülkücü ad bulanların hikayesi…

otobüste cam kenarında oturan, akşamüstü hüzne dalan, aziz nesin’e rakı kadehiyle rahmet okuyanların hikayesi…

her şeye ama her şeye alaturka bir tını verenlerin hikayesi…

işte bizim türk insanının hikayesi…

“vedat özdemiroğlu” “selam dünyalı ben türküm”

günün fotoğrafı

Posted by: admin on: Ekim 21, 2008

:D gülmemek elde değil

haber, ab, üyelik

haber, ab, üyelik

Etiketler: , , ,

güldüren hatta yaran msn iletileri

Posted by: admin on: Ekim 21, 2008

  • sıçmaya gittim gelicem
  • - bu sabah erkenden kalkıp bütün gün uyuyacağım.
  • ergenekon bana da kon!
  • “şans bazen bana da gülüyor ama götüyle”
  • bin bıçak var sırtımda bini de sana girsin!
  • heidi durma git diyorsun, söyle peter nere gidem?
  • ” full time şerefsiz olacağına, part time insan ol. “
  • astarı dahil ucuza yüz verilir.
  • kazım ses mes verme aq.. herkes kendini memati sanıyo…
  • biz bu hayatı 3 kişi yaşıyoruz: ben, keyfim ve kahyası
  • “benim gibi hapşuranı gugıl’da arasanız bulamazsınız”
  • msn bize karı bul allahsız!!
  • heineken , hain biçer.
  • erkek olgunlaştıkça, kadın estetik yaptırdıkça güzelleşir.
  • 23 nisan çocuk bayramınız mübarek olsun.
  • hayat benden aldıklarını nerene sokcan merak ediyorum…..
  • “sen istiyince değil ben istiyince biter gece gözlüm”
  • “çölde su arasam ütü bulurum voltranı oluştursak götü olurum”
  • sordum sarı çiçeğe: “anan baban nerede?”; “daha fazla bu konuyla gündeme gelmek istemiyorum.” dedi.
  • msn sen benim gençliğimin katilisin
  • “…ha unutmadan, yıldız olsam ilk sana kayardım”
  • “tay of dı aygır”
  • “250 kontöre webcam açılır”
  • “abi selam. bize 3 köfte 1 ayran 2 tane de kola. köftelerin biri turşusuz ok ? ”
  • bu ne terhis,bu ne bahama kuşkusu.
  • “tavşan boku gibiyim.. ne kimse için kokarım ne kimseye bulaşırım..”
  • “sen kutu kutu pense oynarken ben kutu kutu bira içerdim.”
  • millet..yeni kampanya var..kaçırmayın..eskisini götür! yenisini götür! hepsini götür!..:d
  • kurdaleyle, gülle, otla bokla vatanperver olcağınıza, yuzde 47 yi oluşturuken olsaydınız ya..
  • fake mail yollayanın annesi kötü kadın, babası yoktur..
  • her yıl rakıya katılan su miktarı 600 ton! gelin sek içelim!!!
  • gökten meg ryan yağsa bize er ryan düşer.
  • “yapma be azrail, mario‘nun bile 3 canı var…”
  • bir çin alman atasözü derki;du asrk hursj jurken!=zaman kötü kolla götü
  • -başımı kaşıyamayacak kadar meşgul, offline olmayacak kadar ortam kuşuyum-
  • ‘bir gün bir çılgınlık edip, ayaküstü dürüm yesem; alay edip güler misin? yoksa sen de ister misin?’
  • “paran varsa range rover, paran yoksa game over”
  • ”beni ekleyip,engelleyip,dikizleyen arkadaşım tek akıllı sen diiilsin haberin ola”
  • sevgi anlaşmak değildir.. mühendis de sevilir.. sevin ulan mühendisleri
  • eğer kabızsanız, yaptığınız kakanın maksimum uzunluğu, tuvalet deliğinin cisim köşegenidir
  • kızlar bildigin cips gibidir, uzaktan bakarsın çıtır çıtır,yanına gidersin bildigin patates.
  • “ne zaman gol diye sevinip koşmaya başlasam kahpe hayat ofsayt bayrağını sallar arkamdan.”
  • bu dünya da iki büyük tanırım bir beşiktaş diğeri 70 lik rakı
  • ” gördüm ki etek giymişsin yakışmış tenine ne güzeldir / hiç vermedin bana gel bak hep otuzbir, hep otuzbir…”
  • “luzümsüz rahatsız edeni ömür boyu datmin ederim”

bkz: bal tutan parmak yalar deyimi

Posted by: admin on: Ekim 21, 2008

cogunlukla ekonomik cikar ugruna usulsuz, yasadisi veya ahlak disi da olsa bazi olusumlara destek cikildi durumlar icin kullanilan bir atasozudur. secim donemleri icin bicilmis kaftandir. yine de sozu ne zaman duysam aklima gelen iki adet iri kıllı parmagin bir bal kavanozuna parmagini sokup cikartip yalamasidir. icim kalkar. (ç)alıntıdır itü sözlük

ve beklenen sorunun yanıtı

Posted by: admin on: Ekim 21, 2008

bal tutan parmak yalıyordu peki tutamayan ne yalıyordu. işte günlerdir kafamı meşkul eden soru buydu. uykusuz gecelerin çığlık çığlığa uyanışların, yersiz irkilişlerimin neydi sebebi. tabiki bu soruydu. karabasan gibi rüyalarıma giren bir kavanoz bal ve onu parmaklamaya çalışan onlarca parmak. sonunda bir sabah gözlerimi açtım ve bir ışık yandı. meğer sabah olmamış odayı aydınlatansa 4 adet 11 w lık avizenin lambaları… birden farkına vardım çisil ağlıyor…. neyse konuyu sapıtmayalım… neydi sorunun cevabı bal tutan parmak yalıyordu da tutamayan ne yalıyordu. sonunda işe gitmeden önce girdiğim wc de geldi aklıma….

evet evet orada.. bal tutan parmak yalıyordu. tutamayansa

A VU CU NU………..

saygılar….

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.